Aşık Elesker

( Azerice: Aşıq Alesger ) 19. yüzyıl Terekeme ve Azeri saz üstatlarının en önemli temsilcisi, Azerbaycan aşık edebiyatının klasiklerinden biridir



1821–1926. Basarkeçer'in (Ermenistan) Ağkilse köyünde doğdu.



Âşıklığa ilişkin ilk bilgileri ailesindeki geleneğe bağlı olarak edindi. 1821 yılında şimdi Ermenistan topraklarına katılmış eski bir Türk yurdunda, Basarkeçer'in Ağ-kilse (Ağkilise) köyünde âşık şiirinin ve sazın vurgunu olan Elimemmedin ailesinde dünyaya geldi. Elesker 14–15 yaşlarında köyün zenginlerinden Kerbelayı Kurban'a hizmetçi olarak verildi. Onun kızı güzel Sehinbanı'yı sevdi, kızdan sevgisine karşılık aldı. Kerbelayi Kurban'm kardeşi Pullu Meherrem onların kavuşmasına imkân vermedi, Sehinbanı'yı oğlu Mustafa'ya aldı.



Özellikle bu olaydan sonra bağlama çalmaya yöneldi.



Babası tarafından yaklaşık 16 yaşlarında Âşık Ali’ye çırak verildi. Bu süre içinde âşıklık sanatının sırlarını öğrenen Elesger bir süre ustasıyla birlikte dolaştı ve kendini geliştirdi. Hümmet Elizade’nin anlatımına göre, "Âşık Elesker, üstadı Âşık Alı ile düğün, nişan meclislerine gittiğinde bazen onun dediklerine kulak asmaz, kendi şiirlerini okurmuş. Elesker'in bu hareketi üstadının hoşuna gitmezmiş, bu hareketten vazgeçmesi için ona nasihatler edermiş. Bir gün yine büyük bir düğün meclisinde üstadla çırak arasında bir sürtüşme olur. Âşık Ali'nin sözü Elesker'e dokunur, Elesger öfkelenir. Üstadı ile atışmayı kafaya koyar. Böylesi bir tatışma bir meclis önünde yeniden meydana gelince, meclis iki tarafa ayrılır. Bir taraf Âşık Ali'yi, o biri taraf Elesker'i müdafaa eder. Üstad-çırak biri biri ile ters düşer, aralarından çok "herbe-zorbalar, üstadnameler, di-vaniler, teenisler ve dudakdeymezler" gelip geçer. Nihayet Elesker açıkça ve şimdiye kadar hiçbir âşık tarafinden karşılığı söylenemeyen "A yağa-yağa" teenisini söyler. Âşık Ali, Âşık Elesker'e cevap veremez; meclisi bırakıp gider. Bu hadiseden sonra Elesker, üstadından ayrılır, müstakil bir sanatkâr gibi âşıklığa başlar. Elesker, üstadını bağlaması neticesinde geniş kitle arasında daha büyük şöhret kazanır. Yakın ve uzak yerlerden çok çırak Elesker'in yanına gelir."



Diğer bir anlatıya göre ise Âşık Ali sazını Elesger’e vermek ve onun artık usta bir aşık olduğunu belirtmek için bilerek yenilmiştir.Âşık Elesger, Bu karşılaşmadan sonra yalnız dolaşmaya başlar.



İlk sevgilisiyle kavuşamaması nedeniyle 40 yaşına dek evlenmeyen Âşık Elesger, 1862’de Kelbecer'in Yanşak köyündenAnahanım'la evlendi. Elesker'in oğlu Âşık Talib de sonraki yıllarda usta bir âşık olarak tanınmıştır.



Köyünde öldü ve orada toprağa verildi.



Âşık Elesger’e ilişkin Hümmet Alizade tarafından »Aşıq Elesger Eserleri« (1934, 1935, 1937, 1963) ve İslam Elesgerov tarafından »Aşıq Elesger« (1971) adlı 2 ayrı araştırma yayımladı.

Aşık Elesger Azerbaycan aşıklık geleneğinin en önemli değerlerinden biri olarak kabul edilmektedir.



19. yy. ortalarına doğru artık Âşık Elesker bütün Kafkasya'da tanınan bir âşık oldu. Tiflis'de Rusça yayınlanan "Kavkaz" gazetesi 1851 yılında ondan, olağanüstü sesi, saz çalma mahareti ve söz koşma kabiliyeti olan bir sanatkâr olarak söz eder. Sevgilisi Sehinbanı'dan zorla ayrı bırakıldıktan sonra, Âşık Elesker 40 yaşına kadar bekâr kalmış, 1862 yılında, Kelbecer'in Yanşak köyünden olan Anahanım'la evlenmiştir. Elesker'in oğlu Âşık Talib de üstat bir âşık olarak tanınmıştır.



Elesker, âşık şiirinin bütün türlerini kapsayan zengin bir miras bırakıp gitmiştir. Hayatta olduğu dönemde hiçbir kitabı yayınlanmadığından, şiirlerinin büyük bir kısmı kaybolmuştur. Şiirlerinin büyük kısmı sözlü gelenekte devam ettiği için onlar da yazıya alınmamış, zaman geçtikçe unutulmuş, hafızalardan silinmiştir.



1918 yılında Ermenistan'da iktidara gelen Taşnaklar, Azerbaycan Türkleri'ne karşı bir soykırıma başlayınca, Aşık Elesker, ailesi ile birlikte göçüp Azerbaycan'ın Terter bölgesine yerleşmiştir. Burada bir müddet değirmencilik yapmış ve ihtiyar çağlarında yazdığı şiirlerinin birinde kendi durumundan acı acı şikayetlenerek söylemiştir.